EN İYİ ÖĞRETİM STRATEJİSİ Mİ, VERİMLİ DERS İŞLEYİŞİ Mİ?

 

Dört öğretim stratejisini de irdeleyip hepsinin avantajlarına ve dezavantajlarına bakarak aslında hiç yabancı olmadığımız ama bir o kadar da yabancı olduğumuz dört öğretim stratejisi hakkında yazacağım yazıma en aşina olduğumuz doğrudan öğretimle başlayacağım.

En az hataya ve anında dönüte yer veren bu eğitim modeli çok çağ dışı gürünse de hepimizin içinde büyüdüğü rehber öğretmen değil öğretici, bilgiyi sağlayan öğretmenin yer aldığı stratejidir.  Dikkat çekmeyle başlar, konunun öğrencilerin biliş sürecine dahil edilmesi için bu aşama çok önemlidir. Öğrenciler hedeften haberdar edilerek ne öğreneceklerini şemalaştırmaları sağlanır. Ön koşul öğrenmelerinin hatırlatılması ilkesi ile eski bilgiler hatırlanarak üzerine yeni bilgilerin inşasının yapılması sağlanacaktır. Içerik sunulacak böylece öğrenciler ne öğreneceklerini bilerek dersi dinleyeceklerdir ve son aşama olan istenilen davranışı ortaya çıkarma ile öğrendikleri bilgiler sınanacaktır. Bu öğretim stratejisi fazlasıyla anlık öğrenmeyi önemser ve öğrenmeyi doğru cevap verme olarak kabul ettiğinden düşünme temelli eylemleri olumlu yönde etkilememektedir. Ben olumlu bir öğretim için sorgulama gerektiğine inandığımdan bu modeli çok tercih etmem.

Diğer bir öğretim stratejisi olan dolaylı öğretim modelinde düşünme süreci önemlidirü, bireylerin kendi sorgulama süreçlerine önem verir ve bilimsel cevaplardan kaçınarak cevapları buldurmaya çalışır. Bunu sokratik tartışma yöntemine benzetebiliriz. Istenen cevap gelene kadar yapılan sorgulamalarla öğrencilerin bulması sağlanır. Fazlasıyla eğlenceli, bol öğrenci katılımı ve öğrenci birikimiyle ilerleyen bu model derslerde daha çok kullanılmalıdır ki öğrenci kafasını masanın altına gömerek derslerden geçip hayatta da bu stratejiyi benimsemesin.

Doğrudan öğretim ilkelerin öğretimi için en uygun stratejiyken dolaylı öğretim sorgulama ve problem çözmenin öğretimi için en uygun strateji olmaktadır.  Doğrudan öğretim en az hata ve anında dönüte yer veriirken dolaylı öğretim düşünme süreçlerinin yüksek olduğu öğrenme ve doğru- hızlı cevaplardan daha fazla odak içermektedir.  Doğrudan öğretimde öğrenme doğru cevap vermekken dolaylı öğretimde kavram yanılgılarıyla kendi sorgulama süreçlerini harekete geçirmektir.

Özyönetimli öğretim stratejisi, öğrencilerin kendi anlayış ve anlamlarını inşa etmelerine ve içerik hakkında akıl yürütme,, problem çözme ve eleştirel düşünmelerine yardımcı olur. Çok iyi bir modeldir ve bireysel keşifleri öngörür.

Işbirlikçi öğrenme, tamamen işbirliği ve iletişim gerektiren bir modeldir. Insan sosyal bir varlık olduğu için her zaman gruplara dahil olur ve bulunduğu gruplara göre farklı rollerde bulunur. Işbirlikçi öğremme modeli hayatın bir minyatürü olarak alınabilir. Seçimlerle lider ve moderetör belirlenir, görev dağılımı yapılır. Dikkat edilmesi gereken en önemli şey işbölümünün adil olması yani bazılarının çok iş yaparken bazılarının hemen hemen hiç iş yapmamasını engellemektir. Gruplar içerisinde gerekli düzen sağlanıp iş bölüşümü yapılarak hazırlanan bu ödevlerin iletişim ve yeni ilişkiler açısından büyük önemi vardır. Gruplar hazırlanırken belli sosyal yapılar dikkate alınarak hazırlanmalıdır .

Hangi öğrenme stratejisi daha avantajlı durursa dursun tek birini alıp derslere lanse edildiğinde başaarısız olacaktır çünkü bu stratejilerin hepsi farklı yerlerde, farklı konularda en iyi stratejidir. Verimli bir şekilde dersin öğrenimini yapmak istiyorsanız sadece doğrudan öğretimi ya da işbirlikçi öğretimi değil dört stratejiyi de kullanın ve gerçek öğrenme ortamını oluşturun.

                                                                                                                                       RÜVEYDA CAN

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar